Gece..
Yine Gece..
Ben yine kendimle ve kağıt kalemimle baş başayım. Bugün bir forum başlığında gördüğüm “Gece mi insanı hüzünlendiren,yoksa insan mı hüzünlenmek için geceyi seçen?” sorusu var içimde.Peki cevap?
Gece olmadan emin olamazdım ki cevaptan.Ve beklediğim an da geldi sonunda.İşte GECE..
Cevap hiçbiri bence.Ne gece hüzünlendirir bizi,ne de hüzünlenmek için biz seçeriz geceyi.Hesapsız suçlayabileceğimiz tek şey gece bu hayatta.Evet gece suçlu,ama suçu bizi hüzünlendirmek değil,bize içimizdeki bizi göstermek.
Kendimize bile açıklayamadığımız şeylerin suçunu yükleriz geceye.Kendimizin üstümüze alamayacağı,kaldıramayacağı şeylerin suçunu.Aşklarımızı,imkansız hayallerimizi,nefretlerimizi,üzüntülerimizi.Peki niye? Çünkü suçlayabileceğimiz başka bir şey yoktur kendimizden başka ve kendimizi de suçlamak ağır gelir bize.Önümüzde hali hazırda bir kurban vardır zaten.Dipsiz,Karanlık,4 Duvar,Başı Boş bir GECE..
Günün hengamesinde,çoğu zaman kendinizi kaybedip bilinçaltınıza atarsınız kaçışlarınızı.Ama tüm sesler kesildikten sonra aklınızın ve kalbinizin derinliklerine ittiklerinizin sesi gelir inceden.Duymamazlıktan gelir,dinlemek istemezsiniz.Ama gittkçe yükselmektedir o ses.Her bastırma çalışmanızda daha da büyür.Çığlık olmuştur artık,susturamazsınız.
Uyumak istersiniz susturmak için.Sağa dönersiniz olmaz,sola dönersiniz olmaz.Son bir ümitle yastığı kaparsınız kafanızın üstüne.Orada da kurtulamazsınız,ölmek istersiniz çaresizce.
Nefret edersiniz her şeyden.Ama en çok da geceden.Kendinizi gösterdiği için size,ve de siz dayanamadığınız için kendinize..
Bazı duygular vardır.Hayatta bir kere yaşanır sadece.
Bazılarıysa,her gece..
0 yorum yazılmıştır